Beykoz’daki atölyesinden dünyaya açılıyor

Beykoz’daki atölyesinden dünyaya açılıyor

Beykoz’un baston yapımıyla ünlü son ustalarından Mehmet Bozkurt (64) Dereseki Mahallesi’ndeki evinin bahçesinde bulunan atölyede 27 senedir el emeği baston üretiyor. 

Kaybolmaya yüz tutan el sanatlarından biri olan geleneksel baston yapımı Beykoz’da halen yaşatılmaya devam ediliyor. Baston yapımıyla ünlü Beykoz'un son ustası Mehmet Bozkurt (64) bahçesindeki atölyeden dünyaya açılıyor.

27 SENEDİR EL YAPIMI BASTON ÜRETİYOR

Baston yapımıyla nam salmış Dereseki Mahallesi’nin son ustalarından olan 64 yaşındaki Mehmet Bozkurt, evinin bahçesindeki atölyesinde tam 27 senedir el yapımı bastonlar üretiyor.

“BİR TEK BEN KALDIM”

Mesleğe merak duymasını çocuklar yaşlarına kadar dayandığını belirten Mehmet Bozkurt, “Burası orman köyüydü. Mahalleye döndük yakın zamanda. Burada ormandan geçinen ve bu baston, kazma kürek sapları yapılan imalathaneler vardı. Biz çocukken okullardan teneffüse çıkardık. Büyüklerimiz bizi bu gibi atölyelere çağırırdı. Cumartesi ve Pazar çalışırdık. Derken kalfa olduk. Askere gittik geldik. Dedik kendimize bir atölye yapalım akmasa da damlar. Ben buraya yaptığımda nereden baksan 7-8 tane atölye vardı burada. Hepsi gitti, rahmetli oldular. Bir tek ben kaldım.” dedi.

BİR BASTON 96 İŞLEMDEN GEÇİYOR 

Kestane ağacı çubuklarından yapılan bastonların son haline gelmesi için her bir aşaması ayrı bir emek olan ve sabır gerektiren tam 96 işlemden geçiriyor.

Bir bastonu yapmak için bir ay beklemenin gerektiğini dile getiren Mehmet Usta, “İşlenecek duruma geldiğinde bir saatte yaparsın. Kazanlar var, bir kazan 175 tane baston alır. Günde iki kazan anca. 300-350 tane çubuğu böyle nasıl süt kaynar taşar aynı o şekilde 4-5 sefer taşar. Kıvırma kıvamına o zaman gelir. Dışarıya ağaçlar uzatılır. Orada 10 gün havalanır. Çünkü onların üstünde buhar var. İçeriye alınır ranzalara istiflenir. 15-20 gün soba yanar. Ondan sonra işleme durumuna gelir. Önce bunun kaba işçiliği var. Tesviye diyoruz işte şuanda yapıyorum. Sonra sistire var, sistireden sonra işlemlere başlar. Elle, takımlarla , ürmüzle rengi verilir. En az 96 kere elden geçiyor bir baston. Sabır edemezsen yapamazsın. Seveceksin yaptığın işi.” şeklinde konuştu.

IRAK’A RUSYA’YA ÜRDÜN’E SİPARİŞLER

Seri üretim bastonlara karşı el emeği ürünleri ile tek başına direnen Mehmet Usta, bu atölyeden dünyanın farklı noktalarına da sipariş gönderiyor.

Arap baharı başlamadan önce Suriye’ye baston gönderdiğini belirten Bozkurt, “Irak’a, İran’a Ürdün’e, Rusya’ya, Almanya’ya, gönderdim. Şuan da ben Türkiye’ye yetiştiremiyorum ki yurtdışına çıksın. Mesela benim Konya’ya, Kıbrıs’a siparişim var yetiştiremiyorum. Aslında bir yerde ucuza veriyorum. Ama nasıl? Benden alan satıyor. Yani şimdi vicdan meselesi. Normal bir adam buraya geldiğinde 50-60 TL’ye ben de satıyorum. Ama adamın durumuna bakıyorum öyle satıyorum. Parası da yoksa alsın gitsin helal olsun.” diye söyledi.

“SANAT BİLEZİKTİR”

Sanatın bitmeyen bir sermaye olduğunu söyleyen Bozkurt, “Kendi evlatlarımı yetiştiremedim. Yapmadılar. Hala söylerim gençlere ‘Gelin bak öğrenin yapmayın bir gün muhakkak lazım olur’ diye ama tenezzül etmiyorlar. Hani eskilerimiz derler ya 'Sanat bileziktir' hakikatten öyle. Sanat bitmez. Sanat bitmeyen bir sermayedir.” dedi.

Facebook yorumları

Yorum Yaz

Dikkat: Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sadece yazan sorumludur. Sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.