Beykoz’u temsil etmek benim için gurur!

Beykoz’u temsil etmek benim için gurur!

Beykoz’da yaşayan Elvan Çekiç (18), TRT Türkü programına konuk olarak genç yaşta gönül verdiği bağlaması ve türkülerini tüm türkü sevenler için seslendirdi. Beykoz Güncel’e konuşan Çekiç, “Bağlama benim için hayatımın her yerinde, Anadolu’yu temsil eden en büyük enstrüman. Ben de Anadolu’nun coşku ve hüznünü bağlamayı elime aldığımda kendime ortak edebiliyorum.” dedi.

Soğuksu Gençlik Merkezi’nde bir araya geldiğimiz Elvan Çekiç ile ritim tuttuğu türkülerden konservatuara uzanan yolculuğu, bağlamayı ve TRT Türkü programına konuk olma macerasını konuştuk.

Elvan Çekiç, 18 yaşında konservatuara hazırlanıyor, çocukluğunda duyduğu, eşlik ettiği türkülerin peşinden gidiyor; hem çalıyor, hem söylüyor, karşılaştığı ilginç tesadüfler Elvan’ın bu yolculuğuna eşlik ediyor.

“Müzikteki özgürlük beni kendisine çekti…”

İnsanların müziğe bakış açısının sadece sahneden ibaret olduğu ve müziği sadece hobi olarak gören bireyler tarafından yapılan söylemler Elvan’ı yıldırmak yerine daha çok müziğe itti. Elvan, bu sıkıntı süreci “Müzikteki özgürlük beni kendisine çekti.” sözleriyle ifade etti.

Önce bağlama ile ilk nasıl tanıştığınızdan başlamak isterim. Bu hikâye nerelere dayanıyor?

Bağlama ile tanışmam istediğimden daha geç oldu ben önce türküler ile tanıştım. Ailem çok dinler, çok söylerdi. 6 yaşlarındayken ikizimin küçük bir davulu vardı. Önce onlar söylerken davulla ritim tutardım, zaman geçtikçe eşlik etmeye de başladım. Ortaokul sürecimde aklımın bir köşesinde Güzel Sanatlar Fakültesi vardı. Ama her öğrenci gibi bir etüt merkezine yazdırıldım ve sadece o yönde eğitim alabildim.

“KENDİM TANIMAYA ÇALIŞTIM BAĞLAMAYI”

Liseye geçince okulumdaki enstrümanları, müzik odasını ve konserler verildiğini gördüm. Dedim ki yeter artık bu hasretlik. Ailemde danışarak bir öğrenci bağlaması aldık. Belli bir süre kendim tanımaya çalıştım bağlamayı. Ama aynı zamanda da eğitim alabileceğim yerler araştırmaya başlamıştım. Bu süreçte bir arkadaşımın öncülüğü ile çok kıymetli hocam Kadir Yalçın ile tanıştım. Bu şekilde bağlama eğitimime 10. sınıfta başlamış oldum.

 “MÜZİK HER ZAMAN DESTEKLENEN BİR ALAN DEĞİL”

Sizi yönlendiren birileri oldu mu? Ailenizin bu konudaki düşüncelerinden bahseder misiniz?

Müziğe olan ilgimi ablalar fark edince, bana destek oldular. Birlikte konserlere gittik, önemli gördükleri röportajları okumamı istediler ve birçok müzisyeni tanımamı sağladılar. Özellikle feyz aldığım müzisyenler bana öncü oldular. İlk Sebahat Akkiraz’ı dinleyerek, onun sesini duyarak başladım. Sonra türküleri kaynağından dinleme fırsatı buldum. Hafız Orhan, Çekic Ali, Hacı Taşan, Zaralı Halil gibi bir sürü ustayı tanıdım. Yani çok kıymetli müzisyenler ve ailem sayesinde müziğe yönelmiş oldum. Başlangıçta ve bu süreçte hep endişelerimiz oldu, hala da oluyor. Takdir edersiniz ki müzik her zaman her yerde desteklenen bir alan değil. Ama umutluyum, çalışıyorum ve heyecanlıyım.

“KÖY HALKI BENİ ÇOK YÜREKLENDİRDİ”

Kendini bu alanda geliştirmek için neler yaptın? Ne gibi çalışmaların oldu bireysel?

Bağlamayı aldığım ilk yıl köye gittim. O dönemde kendimi geliştirmeye çalıştım, köy halkı beni o zaman iyi kötü demeden dinler ve hep desteklemişlerdi. Onların beğenmesi beni çok yüreklendirmişti. İlk zamanlar olduğu için, onların desteği ile çalışmalarıma devam ettim, onlar beğeniyordu ben başka bir türkü çalışıyordum. Sonuçta Anadolu’nun bağrında yaşayan, türkü nedir bilen insanlar olduğu için onların yorumları benim için çok değerliydi.

Konservatuvar okumaya nasıl karar verdin? Meslek olarak müziği seçmene ne sebep oldu?

Konservatuara hazırlanmaya karar verme sürecim sancılıydı. Çevre baskısı ve insanların bakış açısı beni çok etkilemiş ve yormuştu. Yine bu süreci Kadir Yalçın hocam ile atlatmaya çalıştım. Ama benim için asıl dönüm noktası olan şey İstanbul Teknik Üniversitesi’nde feyz aldığım Dr. Seval Eroğlu oldu, Kadir Yalçın hocam sayesinde onunla görüştüm, o zaman benim kafamda her şey oturdu ve müziği meslek olarak seçmiş oldum.

“BENİM İÇİN İNANILMAZ GURUR VERİCİYDİ”

TRT Türkü Radyosu’nda Türkülerin Genç Yıldızları programına konuk olarak Beykoz’u temsil ettin. Genç yaşında, hayal ettiğiniz bölüm için önemli bir adım attın diyebiliriz. Oradaki duygularını ve bu sürecin nasıl ilerlediğini anlatır mısınız?

TRT gibi ulusal bir kanala konuk olmak ve Beykoz’u temsil etmek benim için inanılmaz gurur vericiydi. Beykoz’a da ufak bir katkım olduysa ne mutlu. Bu süreçte tamamen tesadüf oldu. Bir arkadaşıma teklif geliyor. Daha sonra bir kişiye daha ihtiyaç duyuluyor ve bu arkadaşım benim videolarımı gönderip beni tanıtıyor. Onlarda uygun görerek, programa konuk oldum.

“HEDEFİM TÜRK HALK MÜZİĞİNE BİR DAMLA OLMAK”

Şuanda da Beykoz Sanat ve Eğitim Merkezi’nde konservatuara hazırlanıyorsun. Ne zamandır BEYSEM’de eğitim alıyorsun? Bu alanda hedeflerin var mı?

Aslında BEYSEM’in etüt merkezinde Temel Yeterlilik Testi (TYT) için eğitim alıyordum. BEYSEM’de 18 Mart Çanakkale Zaferi için türkü söyleyecek öğrencinin hastalanıp hocalarımın da beni önermesi ile tesadüfen sanat merkezinde İbrahim Hoca ile tanıştım. Videoyu çektikten sonra İbrahim Hoca bağlarımızı kopartmadık. Yeni tanışıyoruz, kendisi de bana konservatuara hazırlık sürecinde yardımcı olacağını söyledi ve onunla da müzik akademisi sınıfında dersler yapıyoruz.

Hedefim Türk Halk Müziğine bir damla olmak. En başta en büyük istediğim akademisyen olmak ve bu konuda çalışmalar yapmak. Türk Sanat Müziğini geliştirmek adına her yerde aktif olup, güzel çalışmalar yapmak istiyorum.

“KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKILMASI GEREKİYOR”

Z kuşağı olarak türkü ve bağlamaya küçük yaşlardan beri ilgi duyuyorsun. Sence bu kuşağın türkülere ve bağlamaya ilgisi var mı? 

Şuanda Türkiye toprakları içerisinde en çok çalınan ve dinlenen enstrüman bağlama. Z kuşağı demek teknoloji kuşağı demek. Teknolojinin bağlamayı olumsuz etkileyeceğini düşünmek yerine aksine pozitif etkileyeceğini düşünüyorum. Metropol kültürünün etkisi ile hiç türkü dinlemediğini söyleyen kişilerle de karşılaştım. Bağlama dünyaya yayılan bir enstürman, Ali Ekber Çiçek’in Haydar Haydar şarkısı Avrupa’da analiz ediliyor. Amerika’dan ve Rusya’dan Türk kültürünü, bağlama kültürünü öğrenmeye başlayan insan sayısı gün geçtikçe artıyor. Akademiler de bu konularda meşgul ediliyor. Zamanında çoban enstrümanı olarak görülen bağlama -ki bu algının yıkılması gerekiyor- şimdi çok büyük senfoni orkestralarında olmazsa olmaz bir müzik aleti. Hollanda bir üniversite de Türk Müziği Bölümü var bu çok önemli bir şey. Bu algının yıkılarak, kültürümüze sahip çıkılması gerekiyor.

“YÜREĞİNDEN HİSSEDEN İNSAN BIRAKAMIYOR”

Müziği bir meslek olarak görmeyenler tarafından, bu alana yönelirken seni vazgeçirmek isteyen çok kişinin olduğunu söylüyorsun. Müziğe yönelmek isteyen ama çevre baskından dolayı bunu gerçekleştiremeyenler için tavsiyelerde bulunabilir misin?

Benim gibi müzik alanında kendini geliştirmek isteyenler bunu akademik bir boyut taşımak isteyenler için, etrafındaki olumsuz yorumlardan dolayı geri adım atanlar varsa lütfen bilinçsizce yapılan yorumlara kulak asmasınlar. Gerekli araştırmaları kendileri yapıp, öyle adımlar atsınlar. Bende karar verme sürecinde çok zorluklar çektim. Bu konuda hep birlikte bilinçsizce yapılan yorumlara kulağımızı kapatarak sadece çalışmalarımıza odaklanmalıyız. Çünkü gerçekten yüreğinde hisseden insan vazgeçemiyor, bu onun için zülüm haline geliyor. Bu sektör içerisindeki insanların tavsiyeleri ile hareket etmeliyiz.

“BAĞLAMA, ANADOLUYU TEMSİL EDEN EN BÜYÜK ENSTURMAN”

Müzik aletlerinin insanlar ile bir bütün olduğunu duyuyoruz. Yani bir alet deyip geçmemek gerekiyor. Sen bağlamayı hayatının neresine koyuyorsun? Ve bu sanatı icraata ederken kendinden de bir şeyler buluyor musun?

Ben de enstrümanların insan ile bütün olduğunu düşünüyorum. Bağlama benim için hayatımın her yerinde. Bağlama demek ben, ben demek bağlamadır. Bağlama, Anadolu’yu temsil eden en büyük enstrüman. Ve ben de Anadolu’nun coşku ve hüznünü bağlamayı elime aldığımda kendime ortak edebiliyorum.

HOCALARI İLE… 

Elvanı keşfedip, ona üç senedir destek olan ve bu süreçte evinin bir odasını Elvan için müzik dersleri verdiği bir alana çeviren Kadir Yalçın, “Elvan’ın konservatuara tam hazır olması için çok az kaldı. Ben konservatuvara yönelik bütün teorik bilgileri veriyorum. Şan konusunda ise BEYSEM’de İbrahim Hoca destek veriyor.” diyerek BEYSEM’in Beykoz için bir nimet olduğunu belirtti ve “Beykoz’daki gençler için bu kurslar bulunmaz bir nimet, BEYSEM’e çok teşekkür ediyorum. Beykoz’da müzik önceden yan ürünmüş gibi köşeye bırakılmıştı. Sayın Belediye Başkanımız Murat Aydın, gençlerin olduğu her yerde, bu önemini hissetmek bizi heyecanlandırıyor.” şeklinde konuştu.

BEYSEM’de eğitimler veren İbrahim Ayduvan ise BEYSEM’e bütün Beykozlulara eğitime beklediğini vurgulayarak, “Pandemiden önceki süreçte yeni bir oluşum ile Beykoz’da BEYSEM’i başlattık. BEYSEM olarak burada amacımız gençleri birçok branşta geliştirmek. Müzik branşında 4 ana branşta 7 öğretmenimiz ile eğitim veriyoruz; Piyona, keman, bağlama ve gitar. Elvan’ı BEYSEM çatısı atlında ses eğitimine hazırlayarak süreci destekliyoruz. İnşallah nice nice Elvanların hayatlarına dokunmuş oluruz. Bizim elvandan beklentimiz çok yüksek, umutluyuz.” dedi.


Facebook yorumları

Yorum Yaz

Dikkat: Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sadece yazan sorumludur. Sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.