Karantina Günlüğü

Karantina Günlüğü

Bilerek ve isteyerek makale tekniği bir kenara bırakılarak gerçek bir günlük tadında yazılmış bir yazıdır. Okumanız süresince zihniniz bu bilgiyi göz önünde bulundurursa amacıma ulaşmama yardımcı olmuş olursunuz.

Bilerek ve isteyerek makale tekniği bir kenara bırakılarak gerçek bir günlük tadında yazılmış bir yazıdır. Okumanız süresince zihniniz bu bilgiyi göz önünde bulundurursa amacıma ulaşmama yardımcı olmuş olursunuz. Evde kalmakla mükellef olduğumuz bu günlerde, vaktinizin ve dahi sabrınızın çokluğuna binaen…

İyi okumalar…

Mart, 2020. Sosyal ortamlarımızı kısıtlamamız yönündeki uyarıların ilk günleri. Bahar mevsiminin ilk ayı ve ılık bir gün. Vakit akşamüzeri. Telefonum çalıyor. Arayan sevdiğim, eski bir arkadaşım. Geriye dönük uzun yıllarımız var birlikte geçmiş. Dolayısıyla birbirimizin hayatlarına dair hemen hemen her ayrıntıya vakıfız. Birbiri hakkında her şeyi bilen insanların konuşacak şeyleri hiç bitmez. Biz de onlardanız. Telefon konuşmasının ilk bölümünü geçiyorum.

Ben, böyle giderse sıkılmamın an meselesi olduğundan dem vurmaya başlıyorum.

  • Yaklaşık bir buçuk hafta kadar önce; okuldan erken çıkacağın bir günün öğle saatlerinde seni aramıştım. Hava çok güzeldi o gün. ‘gökyüzüne bakılırsa mükemmel bir gün batımı olacak, okkalı ve sade birer Türk kahvesi içer, izleriz’ demiştim. Hatırlıyor musun?
  • (bir kaç saniye süren bir sessizlik) evet hatırladım
  • Cevabını hatırlıyor musun?
  • Ama gerçekten o gün onu almalıydım
  • (gülerek) evet almalıydın, cevabını hatırlıyor musun?
  • (yüzüm asılır) evet hatırlıyorum
  • Duyabilir miyim?
  • Sessizlik...
  • Seni dinliyorum
  • ‘iyi de bahar geldi zaten, neredeyse her gün hava böyle olacak, nasılsa her zaman içeriz, kaçmıyoruz ya’ demiştim
  • Her zaman içebiliyor muymuşuz? (kısa bir sessizlik) itiraf edeyim o gün sana kızmıştım ama söylemedim. Çünkü alman gereken şeyi ertesi gün de alabilirdin, hatta bir sonraki gün… Ama sana böyle söylemedim. Tamam, dedim ve konuyu değiştirdim. Buradan hem sana hem de kendime bir ders çıkarıyorum. Sueda? Beni dinliyor musun?
  • (mahcup bir ses tonu) tabiî ki dinliyorum
  • Aferin, dikkatli dinle (gülüyor)  senin dersin şu; bir insanı istediğin zaman görebiliyor oluşun bir lükstür ve bu aynı lükse her zaman sahip olacağın anlamı taşımaz. Yani o kahveyi senin zannettiğinin aksine her zaman içemeyebiliriz. Bunun altına yüzlerce sebep yazılabilir,  şu an o sebepler içinde en aklımıza gelmeyecek olanı yaşıyoruz. Bunun ardından daha nelerin geleceği ise belli bile değil! Sıradan sandığımız saatler ertesi günün en paha biçilemez saatleri olabilir! Kendi dersime gelince… için başka dilin başka konuşmamalıymış! Ben seni tanıyorum. O güne dair gerçek fikrimi o gün söyleseydim, sen beni dinlerdin.

……..

Bu konuşmanın aktarılışının her hangi bir ‘sonuç’ bölümüne ihtiyaç duymadığı kanaatindeyim. Eminim ki, biraz dikkatli düşünürsek bu ve benzeri günler, anlar, anılar hepimizin hayatında pek çok yaşanmıştır. Ben, her şey normale döndüğünde benzer bir hatıramın daha olmaması için gerekeni yapacağıma dair kendime söz verdim.Konuyu nasihatlere kapatıyor, öz eleştiri kapılarınızı aralıyor, sizi sizinle baş başa bırakıyorum.Ve bir şerh düşüyorum buraya; bundan böyle hiçbir çayın kaşığını geri göndermeyeceğim garsonla…

……..

İçinde bulunduğumuz bu hassas günlerin zannımca çok önemli olan bir noktasına daha değinmek istiyorum burada. İyi ki bu topraklarda yaşıyorum, iyi ki bu milletin bir ferdiyim, iyi ki bu devlete sahibim. Tüm dünya ile eş zamanlı olarak bir kaos yaşamaktayız ve bu kaosudünyanın neresinde yaşamak isterdiniz diye sorsalar sizi temin ederim ki ülkemden başka hiçbir yerde olmak istemezdim. Hatta başka bir ülkede yaşamadığım için defaatle şükrettim bu süreç boyunca. Öyle bir devlete sahibiz ki, dünyanın neresinde bir vatandaşımız ‘beni alın’ dediyse oraya gidildi ve oradan alındı. Ne çok iyi ki…

…..

En büyük lüks; güvende hissetmektir! İnsanı güvende hissettiren her şey ve herkes de vazgeçilmezdir! Tarih boyunca tüm Türk devletlerinin asrına damga vuruşunun ve de uzun ömürlü oluşunun altın anahtarı bence buydu; GÜVENİLİRLİĞİ…

Güvenilir olan her şey vazgeçilmezdir! Düşünce kapılarınızı burada da aralıyorum…

Sağlıkla…

YORUMLAR...