Mirasyedi gençlik! Eyvah biz ne ettik!

Değerli Okurlar...

Yaşantımızın en kıymetli varlıkları olan evlatlarımız ile onların gelecekteki yaşam şekilleri...

İşte içimizi kemiren bu duygunun kaynağını sizlerle paylaşmak isterim, özellikle belirteyim bu konu hiç bir kimseyi incitmek, küçültmek veya deşifre etmek amaçlı değildir.

Asırlardır tarihten gelen geleneksel örf, adet milli, kültürel değerlerimiz türklüğümüzü ayakta tutan önemli unsurdur. Bu değeri yaşatanlar ise Aile büyüklerimiz köklerimiz ecdadımızdır. Özellikle kurtuluş savaşı öncesi sonrası yaşanan imkansızlıklar olanaksızlıklar onları tutumlu tasarruflu olmaya hem zorlukları aşmaya hem geleceğe hazırlıklı emeklerini yatırımla değerlendirmeye yöneltmiştir.

İmkansızlıklar arasında ufak tefek kenara bir şeyler koyarak kendi ve gelecekteki aile bireylerin güvencesi olabilmek onlara bir miras bırakabilmek için çalışmışlardır. Her on yıl veya yirmi yılda bir devlet idaresini yönetenlerin almış olduğu kararlarda dönemin fırsatçılarına katkı sağlamıştır. 80’li yıllardan başlayan, doksanlı yıllarda hayatımızı etkilemeye çalışan 2000’li yıllarda tamamen etkisi altına alan Avrupalı olmak onlar gibi yaşamak özentisi gelişim değişim ile sanal alemin hakimiyeti genç kuşaklarımızı hazırcı ve tembel toplum haline getirerek etkisi altına almıştır.

Bu üzücü durum sadece gençlerin veya gelişen teknolojik değişim ve sosyal yaşamın Avrupa özentiliğinin etkilediği suç gibi gözükse de esas olan aile bireylerinin evlatları üzerine yeterince etki edememelerinden kaynaklanmaktadır.

Birçok sebep sayılabilir.

Mesela çocuklarımızı yeterince tanıyamamak veya ilgisiz bırakmak,

Bizim ilgimizden uzak kalınca başka kişilerin etkisi altında olmak,

Onlara hep gelenek ve aile kural baskısı yapmamak,

Sosyal yaşam alanlarına kısıtlama ile baskı altına almak,

Dini ahlaki değerlerimizin önceliği ve birçok sebep sayabiliriz.

Bu detayları yazmak konunun ana temeli olan miras yedi gençlik sadece maddi varlık olarak değil geleneksel değerlerimiz olan ecdadımızın mirası öz kimliğimizin başka güçler tarafından etki altına alınmış olmasıdır.

Gerçek maddi miras ise ne yazık ki ailelerimizin varlıklarını değere dönüştürerek tüketmektir. İşte asıl sebep üzücü durum budur. Filistin devletinin durumuna düşersek vay halimize...

Üretip katkı sağlamadan varlık satıp hazır yemek en kolay yol lakin nereye kadar. Bu üzücü duruma imkan sağlayan sistem en tehlikeli uçurum değilmidir. O zaman gelecek günlerde miras yedi gençlik ‘Eyvah ne ettik’ diye dertlenmeden çok önemli görevler bizi bekliyor. Bu sadece miras varlık sahibi aileler için değil hepimiz için geçerlidir. Ecdadımızın tarifsiz emekleri ile kazanılmış mirasın değeri yaşatılması genç kuşaklara evlatlarımıza önemseyerek anlatılması asli görevimiz olmalı...

Haydi, küllerimizdeki közleri söndürmeyelim.

Hayatımıza geleceğimize değer ve varlık katan büyüklerimize çok borçluyuz. Bu sebeple içimizdeki kötü gidişatın sonunu getirip ecdadımıza borcumuzu evlatlarımıza onların emeklerini bırakarak huzur içinde olmalarını sağlayalım.

Mevlana’nın güzel sözünü unutmayalım. "Odun yanınca kül, insan yanınca kul olur" Bu söz çok şey anlatıyor. Çok teşekkürler anlayıp yaşamına yön verene... Kaybetmememiz gereken mirasımız evlatlarımıza sahip çıkalım.

Sevgilerimle


Facebook yorumları

Yorum Yaz

Dikkat: Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sadece yazan sorumludur. Sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.