Osmanlı’nın kayıp köşkü Beykoz’da gün yüzüne çıkarıldı!

Osmanlı’nın kayıp köşkü Beykoz’da gün yüzüne çıkarıldı!

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1500'lü yıllarda Beykoz’da deniz üzerine yaptırılan ve 300 yıldır kayıp olan "Sultaniye Köşkü" gün yüzüne çıkarıldı. İstanbul’un kayıp ikinci Kız Kulesi olarak bilinen bu heyecan verici yapının yeniden hayata kazandırılması bekleniyor. 

Binlerce yıllık tarihe sahip İstanbul Boğazı aynı zamanda boğazın derin sularında kayıp yapıları barındırıyor. Bu yapılardan bir tanesi ise Kanuni Sultan Süleyman’a ait kayıp köşktü.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1500'lü yıllarda Beykoz’da deniz üzerine yaptırılan ve 300 yıldır kayıp olan Sultaniye Köşkü, uzun araştırmalar sonucu gün yüzüne çıkarıldı.

İstanbul Boğazı’nda Kız Kulesi’nden sonra yapılmış 2. eser olan bu yapı Beykoz Belediyesi’nin çalışmaları sonucunda yeniden hayata kazandırılması bekleniyor. 

Sultaniye Köşkü, Pafika Mimarlık Kurucusu olan Beykozlu Mimar Bayram Çevik tarafından ilk defa modellenerek gerçeğe en yakın eskizi yapıldı.

İSTANBUL BOĞAZI’NDA İKİNCİ KIZ KULESİ’NİN HİKÂYESİ

Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman döneminde Beykoz açıklarında deniz üzerine inşa edilen Sultaniye Köşkü, Sultaniye Parkı’nın karşısında denizin ortasında yer alıyor.

Günümüze ulaşamayan tarihi yapının depremler ile birlikte yıkılarak su altında kaldığı söyleniyor. Köşkün, dünyada eşi ve benzerinin olmadığı, özellikle sahile yakın denize inşa edildiği belirtiliyor.

1710 YILINDA RESMEDİLİYOR

Evliya Çelebi’nin anlatımlarına göre 1650 yılında var olan köşk ve çevresi, 1710 yıllarında dönemin İsveç Kralının İstanbul’daki yapıları incelemesi için gönderdiği Mimar Cornelius Loos tarafından resmedildi. Daha sonra 1910 yılında Mimar Sedat Hakkı Eldem tarafından plan çalışması yapıldı.

FRANSIZ ARKEOLOG GÖRDÜ

Fransız Arkeolog Antoine Galland ise 1673 yılında köşkü gördüğünü belirterek köşkün kaide duvarlarının içine gömüldüğünü ve antik taş sütunları yakından incelemek için sandala bindiğini ifade ediyor.

GÖRÜLMEYE DEĞER

Köşkün çiniler, birbirine uydurulmuş mermer ve porfir levhalarla kaplandığını aktaran Galand, bütün pencere kapaklarının Acem işi ve küçük tasvirlerle nakşedildiğini, köşkün içinde hünkârın yatmak için kullandığı örtülerin de görülmeğe değer olduğunu anlatıyor.

Beykoz'un 5. Dönem Belediye Başkanı olan Muharrem Ergül ise yaklaşık 6 yıl önce bir köşe yazısında “Sultaniye Köşkü”nden bahsederek araştırmaları sonucunda elde ettiği bilgileri kamuoyuna aktarmıştı.

Ergül yazısında, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi'nde "Beykoz Kasabasının İmaretlerini Bildirir" başlığı altında Sultaniye Köşkü’nden bahsedildiğini belirtiyor.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN SEYAHATNAMESİ’NDE YER ALIYOR

Evliya Çelebi, “Sultaniye Köşkü”nü şöyle anlatıyor:

"Beyazıd-i Veli Han yapısı güllük bir cennet bağıdır. Burada da büyük serviler vardır ki, başını göklere uzatmıştır. (...) tarihinde Allah bilir III. Murat zamanında Özdemiroğlu Osman Paşa, Gence, Şirvan- Şemakı yahut Tebriz'i fethettiğinde, orada bulunan bir köşkün kapısını, penceresini, camlarını ve pencere kapaklarını tamamen padişah huzuruna göndermişti. Onlar da bu ibret verici usta işi ziyan olmasın diye Sultaniye Bahçesi'nde deniz kenarında bir İrem Köşkü yapmışlar ki, bugüne kadar bütün süsleme ustaları Mâni, Erjenk, Behzad, Velican gibi nakkaşlar gelip seyrettiklerinde hayran kalırlar. Bu kadar seneden beri deniz havasından hiçbir nakış ve süslemesi bozulmamıştır. Bütün yeryüzünde, yerle gök arasında bulunan bütün canlı varlıklar bu köşkte mevcuttur ki, melekler kalem çekmekte acizdirler. Av sahnelerini öyle bir şekilde çizmişler."

Mimar Sedat Hakkı Eldem ise 1930'lu yıllarda yerinde yaptığı gözlemleri şöyle anlatmış:

"Deniz Köşküne ilişkin izler, bugün tümüyle ortadan kalkmıştır. Yalnız su ortasında olan temel duvarları ile etrafındaki rıhtım veya mendirek taşları şimdi bile ayakta durmaktadır. Deniz ortasında olan bu temel ve rıhtım taşları, olağanüstü büyük boyutlarıyla ilgiyi çekmektedir. Bunların gerçekten rıhtıma ait oldukları bugün denizin dolmasıyla sahil içinde kalmış olan bir kısım rıhtım duvarı parçalarından kesin olarak anlaşılmaktadır. Yolun yükseltilmesiyle doldurulan kısımların altında, son yıllara kadar ayakta duran ve köşkün müştemilatına ait olan duvar kısımları vardır ki, bunlar bugün yok olmuştur. Mendireği andıran taşların ortasındaki dört köşe olan kaidenin, köşkün kaidesi olduğu ve deniz içinde bulunduğunu söyleyebiliriz."

Facebook yorumları

Yorum Yaz

Dikkat: Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sadece yazan sorumludur. Sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.