Pandemik Sıkıntılar

Öyle bir süreçten geçiyoruz ki her yapılan değişiklikler, alınan kararlar sonrası pandeminin olumsuz etkileriyle beraber bir de sinirsel bir harp yaşıyoruz.

Kendimizi, ailemizi, sevdiklerimizi işe gidip geliyor olsak da korumaya çalışıyoruz.

Mümkün olduğunca kapalı mekanlara girmiyoruz, keyfi gezmelere, market alış verişlerine çıkmıyoruz, maskemizi takıyoruz, dezenfektanlarımızı yanımızdan ayırmıyoruz, uzunnn zamandır arkadaşlarımızı, ailemizi görmüyoruz ama buna rağmen açıklanan tablolar hiç iç açıcı değil.

Bir süre önce Covid-19 için aşılar yapılmaya başlandı. Aralık ayında gelen 3 milyon doz aşı Ocak ayı itibariyle öncelikli olarak 65 yaş ve üstüne uygulanmaya başlandı. Ancak bu sayılar 83 milyon nüfusu olan güzel ülkem için yeterli değildi elbette. 

Zaman ilerledikçe aşı sırası gelen insanlar hastaneye gittiklerinde ise aşının kalmadığına dair bir durumla karşılaşmaya başladılar. Tanıdığı ya da çevresi olanlar aşıya ulaştı. Hem de aşının olmadığını söyleyen hastanede. Ben böyle bir durum yaşamış olsa idim hastaneye dava açardım. 

Yani sizlerin de anlayacağı gibi aşı bile birilerinin inisiyatifine kaldı. 

İlk aşısını olanlardan bazıları 2. Doz aşılarını olamadı.

Sorun bununla bitmedi tabi.

Ülkemizde aşı sorunu yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’ya 150 bin doz corona virüsü aşısının teslim edileceğini bildirerek Türkiye’nin salgınla mücadeledeki tecrübelerini de Libya’ya aktaracağını söyledi.

Hangi tecrübeleri aktardık çok merak ediyorum!

Covid-19’a karşı verdiğimiz mücadele, sonuçların da gösterdiği gibi oldukça başarısız…

Heee, başarısızlık da bir tecrübedir deniliyor ve bu bilgiler paylaşılır ise o zaman sözüm yok.

Vakalar tam azaldı, sayılar düşmeye başladı, ölüm oranları azaldı derken hafta sonu uygulanmakta olan sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. 

Yetmedi..

Düğünlerin yasak olduğu, ülkemiz için çok anlamlı ve kıymetli olan anma ve kutlamaların izin verilmediği canım ülkemde, AK Parti 7. Olağan kongresini gerçekleştirdi.

Hem de ne gerçekleştirme.

Tıklım tıklımdı salon. Korona için mücadele veren, insanları her gün uyaran Sağlık Bakanı da ordaydı! 

Bu biraz imam- cemaat olayını hatırlattı ama olan olmuştu bir kere…

Vaka sayıları en üst seviyeye ulaştı.

Geri adım atmamak için bir süre direnildi ama sonuçlar gittikçe daha kötü hal aldı.

Sonrası malum zaten..

27 Nisan- 17 Mayıs tarihleri arasında tam kapanma olacağı açıklandı ama kapanmanın ilk günü bile 16 milyondan fazla insan sokakta idi.

Çeşitli sebeplerle izin aldılar.

Tabi sistem izin verdiği kadar.

Çünkü her şey gibi bu izin meselesine de çok hazırlıksız yakalandılar. İlk günler sistem çöktü.

Kaymakamlık binasının önündeki kuyruklar uzadıkça uzadı. Böyle olmayacağını anladılar.

Ama e devlet sistemi de bir yere kadardı. O kadar başvuruyu kaldıramadı. Zaman zaman sistem yavaşladı, bazen de durdu. Seyahat izin belgesinden tutun da çalışma izin belgesine kadar pek çok şeyi almak saatler aldı. 

Tam kapanma oldu ama yine 17.00’a kadar herkes marketlere gidip gelebiliyor.

İşi gereği de olsa dışarı çıkıyor.

Tanıdığı, eşi dostu, araya sokacağı biri varsa özellikle hafta sonu sokağa çıkma yasağına rağmen gezmeye de gidiyor.

Eeeee, tüm bunlara rağmen nasıl bir sonuç bekleniyor?

Bu gidişle değil 1 yıl 10 yılda bile koronanın olumsuz etkilerini üzerimizden atamayız.

Ama belki bu kötü gidişat, alınan bu kötü kararlar, uygulamadaki aksaklıklar bir an önce fark edilir de, zararın neresinden dönülürse kardır denilir.

Facebook yorumları

Yorum Yaz

Dikkat: Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sadece yazan sorumludur. Sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.