Yasaklar ve Yasaklananlar

Bir seneye giriyoruz pandemi bitmek bilmiyor.

Burada kimseyi suçlamak mümkün değil. Dünyayı kasıp kavuran bir mikrop kendini değiştirerek korku salmaya ve can almaya devam ediyor.

Hatta suçlama yerine sağlık çalışanlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Biz poşetleri tutmaya korktuğumuz zamanlarda sağlık çalışanlarımız koronavirüs kapan vatandaşlarımızın iyileşmesi için ellerinden geleni yaptılar.

Teşekkür edilmesi gerekenlere teşekkür etmek lazım. Eleştiri yapılması gereken yerleri de eleştirmek lazım. 

Yasaklar var evet doğruda birde yasaklananlar var. Neyi yasakladın? Kalabalık olarak  durmayı yasakladın. Tamam yasaksa herkese yasak ama nedense bu yasak yalnız dernekler için mi geçerli?

Kongreler de yasak fakat siyasi partilere yasak değil.

Bu sosyal mesafeyi yalnız siyasiler mi biliyor dernek üyeleri bilmiyor mu?

Sosyal mesafe adı altında partiler kongrelerini yapıyor fakat derneklere kongre yapmaları yasak.

Bu nasıl bir adalet.

Sabahları otobüsler minibüsler ana baba günü. Mecburen işlerine gidecekler amenna fakat servisi çoğalt ve kalabalığı azalt.

Burada birşey yapamıyorsun ona da amenna fakat kafeler lokantalar kapalı ve yemekleri yol kenarında ayakta ne hal aldığını peki görmüyormusunuz. Kuralları koyun iki masayı birleştirirsin ve bu masada dört kişiden fazla olursa ceza bu dersin aradaki mesafeleri de ayarlarsın ve insanlara eziyet etmezsin.

Evlerde misafirliği yasaklayan zihniyet siyasi çalışmalardaki kalabalığa ses çıkarmıyor.

Uçaklarda niye ortadaki koltuğu bos bırakmıyorsun bırak ortadaki boşluğu, ama yok olmaz maliyet yükselir.

Eyvallah maliyette esnafta ne maliyet kaldı, nede bu krizi atlatacak marifet kaldı.

Bu turistler halkın içine girmiyor mu her şey serbest turlar kayaklar deniz turları hepsi serbest fakat yerliye yok kayak alanları dolmuş taşmış televizyon ‘sosyal mesafe kurallarını ihlal etmeden’ diye haber yapıyor arkadan iki kişi maskesiz geçiyor. 

Televizyon kanallarındaki canlı programlar evlere şenlik.

Neyin yasağını yaşıyoruz yalnız bu yasakları yasaklılar yaşıyor.

Bankaların postanelerin kapılarında kuyruklar almış başını gidiyor. İçerde onlarca personel var üç tane vezne var çoğaltın vezneleri dışarıda insanlar beklemesin.  

Marketlerde fiyatlar almış başını gidiyor daha yeni uyanıldı ve çalışma yapılacak. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti diye bir söz vardır ya, bu atı demek yanlış olur atları alan desek daha iyi olur.

Yazmakla bitmeyen bir karmaşalık almış başını gidiyor. Peki nereye kadar gidecek.

Şubat sonu taksitlendiren borçların ilk taksiti kaç kişi ödeyecek. Bence yapılandırılan borçların bir çoğu ödenmeyecek. İnsanlar şahsi borçlarını ödeyemiyor ki devlete borcunu ödesin.

Şuan seçim olsa bütün kahvehanelere ve dernek lokallerine koşa koşa giden siyasiler, dernek yönetimlerini her gün ağırlayan yerel yönetimler, sakına unutmayın zaman su gibi geçiyor o kapılar bir kapanır bir daha açamazsınız. Belki misafirperverlikleri için kapıları açarlar sizlere bir çay ikram ederler fakat gönül kapılarını kapatıyorsunuz.

Gönül kapılarını  kapatırsanız oraları açmanız kolay olmaz. Bu millet her şeyi unutur fakat gönül kıranları unutmaz. 

Benden bir dost tavsiyesi  bu kadar yasakların içinde yalnız bir kısım yasaklı olmak istemiyoruz.

Yasak ya herkese yasak olsun, yada herkese serbest olsun.

Kalın Sağlıcakla.

Facebook yorumları

Site Yorumları

  • İsmail ERKAN

    Saygıdeğer Genel Başkanım, Ne güzel de sormuşsun... " BU NASIL BİR ADALET.." bu yazından dolayı seni ellerim kızarıncaya kadar alkışlıyorum. Sen de Kal Sağlıcakla.... Selam ve Sevgilerimle...

Yorum Yaz

Dikkat: Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sadece yazan sorumludur. Sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.