1. Haberler
  2. Eğitim
  3. Beykoz Genç Kalemler: Meryem Bakır – Adalet Perisi 

Beykoz Genç Kalemler: Meryem Bakır – Adalet Perisi 

Beykoz İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ve Beykoz yerel basının iş birliğiyle hayata geçirilen “Beykoz Genç Kalemler Projesi” kapsamında Anadoluhisarı Ortaokulu 7/C sınıfı öğrencisi Meryem Bakır’ın “Adalet Perisi ve Iniustus” adlı öyküsünü siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz.

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Beykoz Kaymakamlığı, Beykoz İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ve Beykoz yerel basının iş birliğiyle 2025–2026 eğitim ve öğretim döneminde hayata geçirilen “Beykoz Genç Kalemler Projesi” kapsamında, öğrencilerin kaleminden çıkan eserler okuyucularla buluşuyor.

Bu kapsamda Anadoluhisarı Ortaokulu 7/C sınıfı öğrencisi Meryem Bakır’ın adalet temasını işlediği Adalet Perisi ve Iniustus” adlı öyküsünü siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz.

ADALET PERİSİ VE INİUSTUS

Bir varmış, bir yokmuş. Develer tellal iken, pireler berber iken, insanlar her şeyi bildiğini sanır iken; insanların bilmediği, evrene yardım eden bir gezegende bir peri kızı yaşarmış. Bu peri kızının ismi Limuni’ymiş. Bu peri kızı Adalet Perisi’ymiş.

Birgün Limuni odasında düz kahverengi saçlarını tararken bir hizmetçi peri gelmiş ve Kraliçe Peri’nin onu çağırdığını söylemiş. Limuni de hızlıca Kraliçe Peri’nin odasına gitmiş. Limuni Kraliçe Peri’nin odasına girdiğinde Kraliçe Peri onu kumral tenin üzerinde parlayan mavi gözlerindeki sıcak tavırla karşılamış.

“Hoş geldin Limuni. Bugün seni Dünya’ya göndereceğim. Ama diğer dünyalıların bilmediği bir yer burası. O yüzden dikkatli ol Limuni!” demiş Kraliçe Peri siyah saçlarını arkasına atarken.

“Hoş buldum Sayın Peri Kraliçe. Açıklamanız için minnettarım. Ancak bana gideceğim yeri biraz daha anlatır mısınız? Sonuçta ilk defa Dünya’ya gidiyorum” demiş Limuni.

“Tabii ki, gideceğin yer Dünya gezegeninde bulunan Türkiye ülkesinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bir mağaradan giriş yapabileceğin Iniustus denilen bir diyar. Seni portalla o mağaranın çıkışına, direkt diyarımıza göndereceğiz. Oraya gidince sorunu kendi gözlerinle göreceksin. Oradaki sorunu çözeceksin. Tamam mı Limuni?” diyerek Limuni’yi cevaplamış Kraliçe Peri.

“Tamamdır” demiş Limuni kararlılıkla.

O sırada portal güçleri olan bir erkek peri portalı açmış. Limuni tam portaldan geçecekken Kraliçe Peri arkasından seslenmiş: “Unutma Limuni! Biz perilerin amacı var oluşumuzla bize mühürlenen değerleri evrenin her yerine dağıtmak. Sen de bir Adalet Perisi’sin. Git ve oradaki insanların haklarını koru, hukuklarını düzelt, eşitliklerini sağla.”

Limuni Kraliçe Peri’ye evet anlamında başını salladıktan sonra portala girmiş. Önce beyaz bir ışıkla gözü kamaşan Limuni gözlerini kurtardığında Iniustus gözlerinin önüne serilmiş. Iniustus oldukça fakir, sefaletin ve kötülüğün önde gideni olan bir yermiş. Periler kötülüğü hissedebildiği için Limuni bu diyarın kötülüğünü oldukça net hissediyormuş.

O sırada bir kavga sesi duymuş Limuni. Hızlıca koşmuş ancak kavga yerine geldiğinde gözlerine inanamamış. Bir ara sokakta bir siyah saçlı, zeytin gözlü, esmer, uzun boylu, eski bir mavi kazak ve gri pantolon giyen bir oğlan çocuğu yaşlı bir kadını iri yarı bir adamdan koruyormuş. Oysa kötülüğü bu kadar net hissettiği bir yerde iyi birilerinin olacağına inanamamış. Kavgayı gizlice izlemeye başlamış.

En sonunda oğlan iri adamı bir şekilde sözleriyle kışkırtıp onun gitmesini sağlamış. Oğlan yaşlı kadını olay yerinden uzaklaştırdıktan sonra Limuni oğlanın yanına gitmiş.

“Merhaba! Ben Adalet Perisi Limuni. Diyarınıza haklarınızı korumaya, eşitliğinizi sağlamaya ve hukukunuzu düzeltmeye geldim. Az önce yaptığın hareket çok cesurca ve bu diyarın çoğunluğunda hissettiğimin aksine iyilik isteğiyle doluydu. Adın nedir? Bana diyarınıza adalet getirmemde yardımcı olabilir misin?” demiş Limuni bir çırpıda.

“Peri mi?” demiş oğlan gözlerini Limuni’nin ela gözlerine dikerek. “Onların yalnızca hayali bir şey olduğunu sanıyordum. Ama bu yozlaşmış diyara adalet getireceksen sana yardım etmeye hazırım. İsmim de Akel. 14 yaşındayım” diyerek sözlerini tamamlamış Akel.

“Pekâlâ. Bana bu diyardaki adaletsizliğin kaynağını gösterir misin Akel?”

“Beni takip et”

Akel ve Limuni az gitmişler, uz gitmişler; dere tepe düz gitmişler. En sonunda bir şatoya gelmişler.

“Burası Iniustus’un kötü hükümdarı Celil’in şatosu. Celil bizlere işkence yaparak üretimden elde ettiğimiz paranın hepsini vergi olarak alır. Vermeyenleri döver. Onun yazdığı hukuk kuralları da bunu mümkün ve yasal kılar. Aynı zamanda biz sıradan halk bu barakalardan oluşan kasabalarda sürünürken o şatosunda yaşar. Eğer adaletsizliğin bir kaynağı varsa o kaynak budur.” demiş Akel, Limuni ile uzaktan saraya bakarken.

“Merak etme Akel. Celil’i size de iyi evler vermesi için ikna edip eşitliğinizi sağlayacağım. Kazandığınız parayı ondan alıp özgürce kullanmanızı sağlayacağım ve diğer tüm haklarınızı koruyacağım. Oluşturduğu hukuk kurallarını da değiştireceğim ve sizlerin hukukunu düzelteceğim.” demiş Limuni Akel’e dönerek.

Akel ve Limuni hızlıca bir plan yapmışlar. Plana göre Akel avludaki askerlerin dikkatini dağıtacak, Limuni de şatoya gizlice girecekmiş. Akel avluya giderken Limuni de şatonun arkasına gitmiş. Siyah ceket, siyah kumaş pantolon ve siyah kazaktan oluşan peri üniformasının ceket cebinden bir lastik toka çıkarmış ve açık renkli tenin üzerinde parlayan düz orta boy kahverengi saçlarını dağınık topuz yapmış. Ardından peri güçlerine odaklanmış ve sırtından saydam renkli peri kanatları çıkmış.

Limuni gizli ve hızlı bir şekilde uçarak Celil’in odasına varmış. Celil onu gördüğü an ona bağırmış. “Sen de kimsin?” diye bağırmış Celil. Açık teninin üstündeki yeşil gözleri öfkeyle parlıyormuş. “Ben Adalet Perisi Limuni’yim. Iniustus halkının haklarını korumaya, hukuk kurallarını düzeltmeye ve eşitliklerini sağlamaya geldim” demiş Limuni cesaretle.

“Yapamazsın!” diyerek altın tahtından kalkmış Celil. Kel kafası sinirden kızarıyor gibiymiş.

“Neden bu halkı adaletsizce yönetiyorsun hükümdar Celil?” demiş Limuni. Aynı zamanda Celil’i gözlemliyormuş.

“Onurum! Atalarım yıllardır bu sayede lüksle yaşadı. Şimdi bunu bırakırsam onurum gider.” demiş Celil.

“Anlıyorum. Demek ki hiçbir işine yaramayacak ve sende çoktan yozlaşmış bu duygu yüzünden insanların haklarını çiğniyor, eşitliklerini ellerinden alıyor ve hukuk kanunlarıyla oynuyorsun. O zaman sana cevabım benim bu halkın eşitliğini sağlamam, haklarını geri getirip korumam ve hukuk kurallarını düzeltmem olur” diyerek sesini yükseltmiş Limuni.

Celil bağırarak koridordaki askerleri çağırmış. Limuni bunun olacağının farkındaymış. O yüzden daha önceden hazırladığı bir peri silahı olan “Errorem corrigere” çıkarmış. Bu aslında bir silah değil kolyeymiş. Bu kolye yere atılınca daha önce geçmişte düzelmesi istenen bir hata düzeliyormuş ancak kullanan kişi altı yüz metre içerisindeki herkes tarafindan unutuluyormuş. Limuni daha öncesinden kolyeden düzeltilmesini istediği şey ilk Iniustus hükümdarının burayı adaletsizce yönetme isteğiymiş. Bu sayede diğer her şey de düzelecekmiş.

Kolye işe yaramış ve kolye sayesinde Iniustus halkının hakları sağlanmış, hukuk kuralları düzelmiş, eşitlikleri sağlanmış. Limuni her ne kadar yaptığından gurur duysa da Akel gibi sevimli bir çocuğun onu unutma hüznüyle dönmüş gezegenine.

Gökten üç elma düşmüş. Biri belki bir şeyler hatırlar diye Akel’in başına, biri daha çok yere adalet getirebilmek için güçlenmeye çalışan Limuni’nin başına, biri de hakları korumaktan, hukuku eleştirmekten ve eşitliği sağlamaktan korkmayanların başına…

Beykoz Genç Kalemler: Meryem Bakır – Adalet Perisi 
Yorum Yap
Bizi Takip Edin