Darbe Girişimi, Muhsin Yazıcıoğlu Suikastı ve Adalet

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bir buçuk ay geçti o zaman aklıselim insanların ortak söylemi olan suçlu ile suçsuz ayırt edilmeden yargısızca infaz edilmesin yani kurunun yanında yaş yanmasın denildi…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bir buçuk ay geçti o zaman aklıselim insanların ortak söylemi olan suçlu ile suçsuz ayırt edilmeden yargısızca infaz edilmesin yani kurunun yanında yaş yanmasın denildi ama maalesef bu söylemler havada kaldı. Şimdi sorgusuz sualsiz gözaltı ve tutuklamalar yapılıyor.

İşin ilginç tarafı kamuda yüz binle ifade edilen açığa alma işlemi yapılırken, olayın siyasi ayağında iktidar partisinden görevden uzaklaştırılan ve açığa alınanların sayısı onlarla ifade edilmesi çok komik. Buda gösteriyor ki darbenin siyasi ayağında yapılan işlem göstermelik yapılıyor. Yahut buradan da siyasi iktidar muarızlarını korkutacak veya sindirecek hesaplar peşinde koşuyor!

11 yıl boyunca devlet içerisinde muazzam çapta örgütlenen bir çetenin, 14 sene devleti tek başına yöneten muazzam yapıya sahip Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde de sinsice çöreklenmediğini kimse iddia edemez! Adalet ve Kalkınma Partisi il-ilçe-taşra teşkilatları ve büyük-küçük belediye kadroları ve dahî bunlara taşeronluk hizmeti veren yan kuruluşlardan tutun milletvekili kapasitesine kadar ‘kripto‘ kaynamadığını söylemek mümkün değildir. FETÖ’cü kadrolaşmanın tavanda yaverlerden, özel kalemlere, danışmanlara, sırdaşlara ve en yakın hizmetlilere ne denli sızdığı ortadayken; bunların parti tabanına kadarki kadrolaşmalarının boyutlarını siz düşünüz.

Buna rağmen henüz siyasi iktidar içerisindeki Fetöcülere karşı ciddi bir hamle başlamadı. Gerek Kadir Topbaş’ın damadı olayında olsun, gerek AKP İstanbul İl Başkanının kardeşi veya AKP içerisindeki diğer adli operasyonlarda olsun, ciddi bir siyasi iktidar baskısının olduğu bizzat süreci yürüten savcılar tarafından ve adaletli AKP’li vekiller tarafından dillendirilmeye başlandı. Tanıdığı olanlar yakını olanlar adli süreçten yırtıyor, mesela en ufak bir Banka hareketi veya basit bir cemaat üyeliği yüzünden yüzlerce insan tutuklanabiliyor.

Başta dedik ya, siyasi iktidar muarızlarını korkutacak veya sindirecek hesaplar peşinde koşuyor diye… Bunun en ciddi örneği Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kaptan Kartal’ın birkaç telefon görüşmesinden dolayı gözaltına alınmasıdır… Aynı zamanda Kartal 15 gün gibi uzun bir göz altı süresinden sonra tutuklanmıştır. Hatta Mahkemeye gidenlerin beyanına göre Savcılık makamı kelepçe takılmasın dediği halde Kaptan Kartal’a ters kelepçe takılıp medyaya servis edilmiştir!

Ey siyasi iktidar. Adil olun. Daha önce kumpas olduğunu itiraf ettiğiniz Ergenekon ve Balyoz Davaları’nda yaşanan adli ve idari rezillikleri siz yaşatmayın… Çünkü bu işler bir süre sonra ‘kul hakkı’ boyutuna giriyor!

14 yıl boyunca ‘tek başına’ icra makamında oturup, 11 yıl boyunca bu hastalıklı cemaat mensuplarına sorgusuz sualsiz, her türlü mevki ve kamu pozisyonlarını veren Ak Parti’nin hiç suçu yok ama diğer muhalefet liderleri suçlu öyle mi? Peki, kim masum?

Ak Parti’nin en tepesinden en aşağısına kadar; geçmişte FETÖ’ye ve cemaatine övgüler düzenlerin videolarını, haberleri ve sicilleri ortada ama hala BBP Lideri Destici’ye iftira atılıyor. Neymiş efendim Destici bir ara Gülen hakkında şöyle demiş… Yuh Yani! Ne olmuş yani, bir kere de verdikleri demeçlerde Destici yanılmış olsun! Olamaz mı?

Masumiyet sadece AKP’lilere mi ait? Kendi evinin içindeki kiri pası temizlemeden başkasıyla uğraşmak ve başkalarının evinin önündeki kir ve pas olduğunu iddia ederek töhmet altında bırakmak Müslümanlık mı? 

Allah aşkına biz aldatıldık kandırıldık diyorsanız kusura bakmayın siz kandırılabiliyorsanız yirmi üç yirmi beş yaşındaki gencecik öğretmenlerde aldanmış kandırılmış olamazlar mı?

Neden fetö örgütü ile milat 17-25 Aralık oluyor da Ergenekon ve Balyoz Dava süreçleri olmuyor?                     

Neden Muhsin Yazıcıoğlu suikastı milat olmuyor?

Neden kaset olayları milat olmuyor?

Neden çekiniyorsunuz?

Bana göre siyasi iktidar Muhsin Yazıcıoğlu suikastı ile alakalı geçmiş dönemde davaya takipsizlik kararı veren savcı ve hâkimleri ödüllendiren tutumu ve davranışları ile sınıfta kalmıştır! Biz buna suikast derken, zamanın Ulaştırma Bakanı şimdinin Başbakanı maalesef ‘kazadan kaza çıkartmayın’ diyordu!

15 Temmuz hain darbe girişiminden 2 gün önce yani 13 Temmuz’da aile ve BBP takipsizlik kararına tekrar itiraz etmiştir; bakalım siyasi iktidar bundan sonra Muhsin Yazıcıoğlu Suikastına yine kör ve sağır kalabilecek mi? Delilleri karartan hatta yok eden şüphelilere önceden olduğu gibi müsamaha gösterecek mi?

Ya da işin ucu nereye kadar kimlere kadar giderse gitsin sonuna kadar takipçisi olacak mı? Hep birlikte göreceğiz.

Darbe Girişimi, Muhsin Yazıcıoğlu Suikastı ve Adalet
Bizi Takip Edin